ALex Skywalker Hogwarts Müdürü


Mesaj Sayısı: 146 Yaş: 17 Rütbe: Admin Nerden: Gryffindor Mezun/Bina: Gryffindor Kan Durumu: Melez Tuttuğu Büyücü Takımı:  Kayıt tarihi: 14/11/07
Bilgiler
Galleon: 32.000
 | Konu: Büyücü Konseyi Alımları Salı Tem. 15, 2008 3:59 pm | |
| Ad: Soyad: Yaş: Lakabı: Rp: _________________  |
|
Misafir Misafir
 | |
Penelopé Rachel Roviuné Hufflepuff 1. SıNıf ÖğReNcİsİ

Mesaj Sayısı: 2 Yaş: 15 Nerden: ... Mezun/Bina: şy Kayıt tarihi: 19/07/08
 | Konu: Geri: Büyücü Konseyi Alımları C.tesi Tem. 19, 2008 5:29 pm | |
| ad:Penelope Rachel soyad:Roviune yaş:11 - Rp lakab:Penrp:Annesinden gelecek mektubu hevesle bekliyordu. Özlemişti onu… Ama mektup gelmiyordu işte kaç gün olmuştu. Gelmiyordu. Pen artık korkmaya başlamıştı. Neler oluyordu? Göl kenarında kendi başın otururken dersten kalma parşömene bir şeyler karalıyordu hemen başucunda olan turuncu çantasından biraz mürekkep çıkardı.
Az sonra arkasını döndüğünde beyaz bir kuşun uçarak kendinse doğru geldiğini gördü. Ama pek net değildi. Yavaş yavaş netleşiyordu ve yaklaşıyordu. Beyaz bir baykuş Pen baykuş iyice yaklaşınca bunun Chen olduğunu anladı. Annesinin beyaz baykuşu! Baykuşu inceleyince küçük bir kağıdı kaptı. Annesinin el yazısıydı. Evet annesinin
“Sevgili Pen Dayın St Mungo’da onun için birkaç gün bizden mektup alamayacaksın. Yaramazlık yapma. Kendine iyi bak…
Seni Seven Annen"
Pen mektubu altı kere okumuştu. Bu kadar mıydı ‘dayın St Mungo'da yaramazlık yapma.’ Peki, ona olanları kim açıklayacaktı. Hemen yanı başında ki baykuş mu öfkeyle mektubu buruşturup göle fırlattı. Ne kadar da güzel bir gündü. Başucundaki baykuş şimdi ortalıklarda yoktu. Herkes onu terk etmişti. Bu koca dünyada yapayalnız hissediyordu kendisini hem de fazlasıyla… Pen sinirden köpürüyordu. Elinde olsa Hogwarts’tan gidip anne ve babasına onlardan nefret ettiğini söyleyebilirdi! Sinirlendiğinde olumsuz düşüncelere kapılırdı hep… Bu da öyle miydi acaba? Yoksa gerçek mi? Zaten kâbuslar yetiyordu. Şimdi de hayat bir kâbus olmuştu.
”Eğer hayat buysa-”
Pen’in adeta dili tutulmuştu. Konuşamıyordu! Dudaklarından o hakaretler çıkamıyordu. İçinden küfretti. Bu kadar yeterdi. Gerekirse kendisni şu gölden atardı ama birisi ona açıklama yapmak zorundaydı! Bu hayat onundu ve bunu bir kâbusa dönüştüremezlerdi. Ayak sesleri duyuyordu kendisine doğru ilerleyen ayak sesleri çimenlerin hışırtısı bunu ispat etmeye yeterdi. Pen arkasını dönmeye korkuyordu adeta korkuyordu. Oysa o hiçbir şeyden korkmazdı. Bugünlerde ona bir şeyler oluyordu. Evet, bir şeyler oluyordu değişiyor muydu? Hayır olamazdı. Bununla alakalı değildi. Şu sıralar biraz fazla üstüne gelinmişti belki de bu yüzdendi… Hışırtılar iyice netleştiğinde Pen tatlu ve yumuşak bir sesle irkildi.
”Bir şeyin mi var bana açılabilirsin…” ”Bak sümsük hemen burayı terk et”
Bu sefer hışırtılar uzaklaşmıştı. Çocuk içinden ne küfürler ediyordu kim bilir. Pen de sessizce küfretti. Çocuğun oradan ayrılışını izlerken ister istemez sırıttı. Sırıtması sona erdiği an hışırtılar da sona ermişti. Arkasını döndüğünde çocuk çoktan gitmişti. Pen oturduğu mat kayanın üzerinde kıpırdandı. Şimdi gölü biraz daha rahat görebiliyordu. Derin bir iç çekmişti. Ama aynı iç çekiş bir daha tekrarlanmıştı. Pen etrafına bakındı. Biri onun taklidini mi yapıyordu?
”Bak eğer beni taklit etmeye devam edersen tokatı yersin!” “Beni taklit etmeye devam edersen tokatı yersin!”
Ses aynı derece de hınçla çıkmıştı. İyi bir tiyatrocuydu herhalde onu taklit eden Pen bas bas bağırmalarını aniden kesti. Ne kadar da şapşaldı. Sesi yankılanıyordu. Etrafta kimse olmadığından gören ve duyan olmamıştı. Yoksa yerin dibine girerdi. Kaya da daha da huzursuzca kıpırdandı. Evet, yoktu kimse ne bir kahkaha ne de bir kıkırdama duyulmuştu. Rahatlıkla derin bir nefes aldı. Ama bu sefer hakaret ya da küfür etmedi. Çünkü sesinin yankılandığını uzun bir süre sonra anlamıştı…
Büyük bir hayal kırıklığı içindeydi. Hani kötü haber gelmeycekti. Hayat cehennem olmuştu şimdi. Derslere de çalışamayacaktı. Zaten umursadığı da yoktu. Gölün için de sırılsıklam olmuş mektup ilerliyordu. Pen keşke yırtsam diye düşündü birinin eline geçmesini istemezdi. Dayısına ne olduğunu önemsemiyordu sadece annesini merak ediyordu. Annesi ve dayısı pek iyi anlaşamazdı. Şimdi bu kadar değerli olmasına şaşmıştı. Hanımefendi bir zahmete katlanıp mektup yazamazdı demek...
Annesine karşı ilk kez bu kadar nefret duymuştu. Peki ya Juliét ne haldeydi kim bilir. Hafta sonu tatilini onlarla geçirmeyi düşünmüyordu. Eğer onlar için önemli değilse onlarda Pen için önemli değildi. Zaten bundan önce de onlarla tatilini geçirmeyi hiç planlamamıştı. Tatilini arkadaşlarıyla gezerek geçirecekti. Evet öyle olacaktı. Tabii bir kaç arkadaş dhaa edinirse daha eğlenceli bir tatil olabilirdi belki...
Mat kaya elini sıyırmıştı ki kırmızı bir sıvının kayaya döküldüğünü hissetti. Kıpkırmızı bir sıvının... Pen önce bir şey anlayamamıştı. Güneşin ışınlarıyla parlayan sıvının yeni olduğu belliydi. Elinin içini açtığında zümrüt yeşili gözleri direk turuncu çantasına yönelmişti. Yaramazlıkları yüzünden çoğu zaman bir yerlerini yaralardı. Ama bu sefer o bir şey yapmamıştı. Pen çantadan peçete alarak avucun akoydu. Avucunu yumruk yapıp gölü izlemeye başladı... |
|
Misafir Misafir
 | Konu: Geri: Büyücü Konseyi Alımları C.tesi Tem. 19, 2008 7:11 pm | |
| cnm büyücü konseyinde olmak için rp yaşının daha yüksek olması gerekiyor ... |
|